Teksan Makine hatıraları

Sponsorlar

İSMET KOYUNCU

Tercihhaber@gmail.com

Yıl 1985 genel olarak ya okula gidecek yada koluna bir altın bilezik takmak için zanaatkar olmak için bir yerde işe başlayıp mutfağından öğrenerek yıllar sonra işin ustası olacaksın. Böylesi düşünceler ile 1980 yılında Çınar lisesinde bir ortaokul öğrencisi iken terör ve sağ, sol kavgaları dan dolayı okulu bırakmıştım, bir nevi o kavgaları perde arkasından çıkaranlar benim gibilerin geleceğini de çalmış oluyordu.! Okul sonrası başladığım karoserciliği beş yıl yaptım artık çıraklık tan kalfalığa geçmiştim, fakat severek yaptığım bir iş değildi.

Ne çalışma saatleri nede hafta sonu tatilleri belli olmuyordu, mesai ücreti diye bir şey söz konusu değildi. İşe gidip gelirken Teksan Makine nin yanından gelip geçiyordum, çocukluk arkadaşım Nusret Bayram orada çalışıyordu aynı mahallede oturuyor ve beraber büyüyorduk, çalışma saatleri düzenliydi, fakat biz de öyle bir şey olmadığı için bana tuhaf geliyordu. Bir gün Nusret bana "gel seni bizim orda işe alalım" deyince önce şaşırdım, sonra "tamam" dedim oysa kalfa olduğum için iyi paralar kazanmaya başlayacağım dönemler gelmişti. 1985 yılının kurban bayramı ertesiydi ve Teksan makineye gelip büyük patron Muammer İşıkveren ile ile görüştüm bir kaç sorudan sonra "bayram geldi, sen bayram sonu pazartesi gel başla, hadi hayırlı olsun" dedi. Sevinerek ayrıldım ve bayramdan sonra ise başladım. 17 yaşındaydım İbrahim Sadri şiiri gibi "ben 17 yaşındayım. Hayat benden yana" idi adeta ve o ilk iş günü dün gibi aklımda saat 18'15 olunca ustalar ellerini yıkamaya gidince ilk kez 18,30 da paydos edeceğime inandım. Karoser dünyasında bu saatte paydos etmek bir hayaldi. İlk başladığım yer sabah 7'30 gece 23,00 civarlarında çalışma saatlerini görmüş yaşamıştım adeta bir köle gibi gerçi köleler de gün doğumundan, gün batımına kadar bizden az çalışıyorlardı. Aradan iki ay geçti fazla sipariş sebebiyle haftalık makine sayısı arttı ve Muammer abi bize "bu makineleri bitirin hepinize çift haftalık vereceğim" deyince sevindik, ve tüm çalışanların temposu arttı tabi ki.

Hafta arası küçük patron Muzaffer İşıkveren hac görevini ifa ederek Bursa ya dönmüş ve hacı kıyafetleri ile işyerine gelmişti, kendisini ilk görüşüm dü, tek, tek herkesle selamlaşıp hurma ve bazı hediyeler verdikten sonra, benim yaptığım işe dikkat edip, yanıma geldi "daha önce ne iş yapıyordun?" diye sonra, karoserciydim deyince "belli oluyor yaptığın işin kalitesinden" diyerek başıyla onayladı. Cumartesi sabahı makineler bitmiş ve herkesi çift haftalık heyecanı sarmıştı,4,500 lira haftalık alıyordum, sıra bana geldiğinde 9 bin lira beklerken, 12 bin lira verdiler, ve "senin haftalığına zam yaptık 6 bin lira oldu buda çift haftalık 12 bin buyur" bereket versin diyerek havalarda uçuyordum. Ardından "bundan sonra sen üst katta ayrı çalışacaksın yanına Hayri ve diğer İsmet'i vereceğiz bir de çırak seç, işini ne zaman bitirirsen o zaman paydos edersiniz, ister Çarşamba ister cumartesi, gerisi size kalmış" bu şekilde askere gidene kadar aralıksız çalıştım. Dönüşte acil yine işe başlattılar, 18 yaşında sigortalı oldum bu sayede emekli olduk. 1992 de ayrıldım çağırıp bana işyeri açmayı ve onlara iş yapmamı teklif ettiler, kabul ettim. 5 Nisan 1994 ekonomik krizden sonrasına kadar devam ettik. Bir çok arkadaşım ile Teksan Makine nin genç kadrosu olarak çalıştık ebediyete intikal eden Babaları Cemil İşıkveren, İsmail Yılmaz (ayıboğan) sonradan Rekor fabrikasında ustalık yapan İsmet ustayı rahmetle anıyorum. Anlattıklarım 35 yıl önce başlayan bir hayat çizgisiydi, ve bu güne geldiğimizde Teksan Makine nin emektarı ve yeğeni Adil Cesur bu ismi ve markayı devam ettiriyor, Babasının rahatsızlığı nedeniyle yanında refakatçi olarak kalmak zorunda, gelen siparişlerin de yetişmesi lazım, bu sebeple yıllar sonra yardımcı olma niyetiyle iş elbiselerini giydik, hamlık sebebiyle zorlanıyoruz elbette, fakat üretmenin mutluluğu tüm yorgunluğunuzu mutlaka alır. Adil Cesur'un babasına ve tüm hastalarımıza Allah'tan şifa diliyorum. Genç yaşımda 4 asgari ücret maaşla çalıştığım Teksan Makine nin yeri ve ismi bizde her zaman ayrıdır ve yine o, genç yaşlarım da bana hayatı tavsiyeleri ile öğretmen gibi eğiten Muzaffer abi ye teşekkürü borç bilirim ve kendisi beni hiç bir konuda da üzmemiş ve kırmamıştır. Ve diğer arkadaşlar Birol Özkısaoğlu, Nusret Bayram, Mehmet Mescioğlu, Ahmet Bilici, Hayri Küçük, Niyazi Şin, Nazmi Şin, Bülent Küçük, İrfan Şekerci, Ferah Şardağ ve daha nice dostlara selam olsun.